Üniversite hastanelerinin borçları nedeniyle karşılaştıkları sorunlara ilişkin araştırma önergesi

GEREKÇE
Üniversite hastaneleri, eğitim ve hizmet hastanelerine göre birden çok işlevli 3. Basamak sağlık kuruluşlarıdır. Hizmet hastaneleri sadece sağlık hizmeti, eğitim hastaneleri uzmanlık eğitimi, sürekli tıp eğitimi ve sağlık hizmeti verirken üniversite hastaneleri mezuniyet öncesi, mezuniyet sonrası ve sürekli tıp eğitimi, araştırma, akademisyen yetiştirme, geliştirme ve sağlık hizmeti vermektedir. Komplike hastalar, ilerlemiş kronik vakalar, diğer sağlık merkezlerinde yapılamayan ameliyatlar ya da tedavi edilemeyen hastalıkların çoğunlukla son yeri olarak yönlendirildiği sağlık kuruluşları olarak faaliyet gösteren üniversite hastaneleri, sağlık sorunlarının çözümünde üst düzeyde rol almakta, tıp eğitimi vermekte, uzman ve akademisyen yetiştirerek üçüncü basamak sağlık hizmeti sunmaktadırlar.
“Sağlıkta Reform yaptık” söylemleriyle yüceltilen sağlıkta dönüşüm politikalarının bir sonucu olarak üniversite hastanelerine ayrılan payın düşmesi bu hastaneleri büyük bir mali krizle baş başa bırakmıştır. Bir yanda üniversite hastanelerinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve Bütçe Uygulama Talimatı (BUT) uygulamaları ile uygulama talimatlarındaki fiyatların giderek düşürülmesi, iş yükü ve maliyetlerini giderek arttırmıştır.
Köklü kurumlar olan üniversite hastanelerini adeta bilerek, isteyerek ve tasarlayarak zor duruma sokmuştur. Bu anlayış eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun üniversite hastanelerini “hareket etmekte zorlanan obez yapılar” olarak tanımlaması ifadesinde de kendisini açıkça göstermektedir.
Bununla birlikte 16 Haziran 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarına Ait Sağlık Tesisleri ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik üniversite hastanelerinin özerkliğini ortadan kaldırmaktadır. Borç batağına sürüklenerek yok edilen üniversite hastaneleri bu yönetmelik ile Sağlık Bakanlığı’na bağlanmaya zorlanarak, üniversite hastanelerinin eğitim ve araştırma gibi görevleri işlevsizleştirilerek, sadece hizmet veren kurumlar haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
8 yıl önceki fiyat tarifesiyle çalışmak zorunda bırakılan üniversite hastanelerine SGK tarafından ayrılan ödenek, tedavilerin dahi aksamasına yol açmaktadır. Maliyeti yüksek tedavisi olan hastaların yönlendirilmesine rağmen üniversite hastanelerine diğer hastanelere göre yetersiz bir bütçenin ayrılması üniversite hastanelerini daha da zora sokmaktadır.
Bunun yanında öğretim üyelerinin performanslarının ödenmemesi ve emeklerinin karşılığının verilmemesi ile ameliyat yapamamaları gibi nedenler, birçok deneyimli akademisyenin başka üniversitelere gitmesine sebep olmaktadır. Üniversite hastanelerinden deneyimli akademisyenlerin ayrılması, sağlık personeli ve yeterli teknik personel azlığı nedeniyle tedavi süreçleri uzamakta, maliyetleri arttırmakta, hizmet kalitesinin düşmesini de beraberinde getirmektedir. Bu olumsuz durumun faturasını da halk sağlığını kaybederek ödemektedir.
Tıbbi malzeme ve ilaç ihaleleri yapılmamakta, birçok firma üniversite hastanelerinin araçları nedeniyle ihalelere dahi girmek istememektedir. İhalelerin yapılamaması ya da gecikmesi nedeniyle de ilaç, sarf, tıbbi malzemeler bulunamamakta, bu nedenle bir hastanın üniversiteye olan maliyeti daha da artmaktadır. Uzunca bir süredir binaların hiçbir bakım görmemiş olması, çatlaklarının sıva ile kapatılması gibi günü kurtarma politikaları ile restorasyonların geçiştirilmesi, bu binaları deprem kuşağında bulunan ülkemizde daha da riskli hale getirmektedir. Birçok üniversite hastanesi örneğinde görüldüğü üzere köklü kurumların mali krizlerini aşabilmek için mevcut arazilerini satışı yoluna gitmek zorunda bırakılması, uygulanan sağlıksız politikaları gözler önüne sermektedir. Bilim insanlarının bilimsel araştırma ve uygulama alanı olan üniversite hastaneleri, bilimin üretilemediği yerlere dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Üniversite hastanelerinin borçları konusunda YÖK başkanı Yekta Saraç, Şubat 2016 tarihinde 65 üniversite hastanesinin sadece son 5 yılda 2,7 misli bir artışla, toplamda üniversite hastaneleri için tedarikçilere borçların 1,4 milyar liradan 3,8 milyar liraya arttığını belirtmiştir. 4 ayda bu rakamın daha da arttığı kuşkusuzdur. Bu Bununla birlikte 29 Nisan 2016 tarihinde Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, üniversite hastanelerinin çok önemli ekonomik sorunları olduğuna dikkat çekerek, 45 üniversite hastanesinin ciddi borç batağı içerisinde olduğunu ifade etmiştir.
Bu bağlamda üniversite hastanelerinin köklü kurumlar olması gerçeği göz önünde bulundurularak, piyasaya borçlarının nedenleri ve bu borçlar nedeniyle ortaya çıkan sorunların tespit edilmesi, hizmet, eğitim ve araştırma çalışmalarının devamlılığı esasında bu önemli kurumları ayakta tutacak gerekli önlem ve politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını teklif ederiz.

https://www2.tbmm.gov.tr/d26/10/10-61371gen.pdf